ANASAYFA

DERNEĞİMİZ
  DERNEK TARİHİ
  DERNEK YÖNETİMİ
  ÜYELERİMİZ
  DERNEĞİN FAALİYETLERİ
  DERNEĞİN YAPTIKLARI
  DERNEK VE GENÇLERİMİZ
  LOGOMUZ
KÖYÜMÜZ
  ÖRDEKHACI KÖYÜ TARİHİ
  HARİTA VE UYDU GÖRÜNTÜSÜ
  DEDELERİMİZ
  KUTSAL YERLERİMİZ
  BİR ÜTOPYA
  ÖRDEKHACI SÖZLERİ VE DEYİMLERİ
  ÖRDEKHACI SÖZLERİ VE DEYİMLERİ 2
FOTOĞRAFLAR
DUYURULAR
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
GÖRÜŞ VE YORUMLAR
EDİTÖRDEN
İLETİŞİM
FAYDALI LİNKLER
 Mini Anket

Köyümüzde yapılmasını istediğiniz şeyler nelerdir?

Köy okulunun bahçesindeki tuvalet ve mutfağın daha kullanılabilir hale getirilmesi
Misafirhane olarak kullanılan köy okulunun kırık camlarının değiştirilmesi ve okulun boyanması
Köyümüz ile Lipana arasındaki yolun daha kullanılabilir hale getirilmesi
Köye giden misafirlerin rahatca duş alabilecekleri bir duş alma yerinin yapılması
Gönder
DEDELERİMİZ

MEHMET DEDE

Ördekhacı Köyü’nden olmadığı halde yaşamını Ördekhacı’da sürdüren Mehmet Dede 1308 yılında (tahmini 1891) doğmuş 1952 yılında da ölmüştür. Babasının adı Resul annesinin adı Reyhan’dır. Tacim Dede, Şeker Dede ve Gülizar Ana Mehmet Dedenin kardeşleridir. Gülizar ana köyümüz dedelerinden Gül Mustafa Dede’nin annesidir. Gönülsüz, isteksiz verilen yemekleri kabul etmeyen, verilen paralarda da eğer haram bir katkı varsa almayan Mehmet Dede’nin bir çok kerametleri vardır. Bunların bazıları şunlardır; Mehmet Dede, uzunca bir süre köyden ayrılır. Köye dönüşünde çayır biçenlerin yanına gelir. Çayırdakiler dedenin ayaklarını yıkadıkları sırada kurşun izleri görürler, ayaklarının her tarafına da kara sakız yapıştırmıştır. Dedeye bunlar ne diye sorarlar. Dede de  “harpten geliyorum askerlerin önüne geçtim” diye cevaplar.  Mehmet Dede ile köyümüz dedelerinden Gül Mustafa Dede bir gün bir yolculuğa çıkıyorlar. Yolculuk sırasında dinlenmek üzere bir yerde oturuyorlar. Mehmet Dede  Gül Mustafa Dede'ye şöyle der. “ Biliyor musun biz buradaki kilisede çok ibadet ederdik” Dedenin bahsettiği yer dümdüz bir alandır ve kiliseye benzer hiçbir iz ya da kalıntı da yoktur. Çok seneler sonra o bölgede arkeolojik kazılar yapılır ve bu kazılar sonucunda orada kilise kalıntıları bulunur.

Köyün gençlerinden bazıları çobanın koyununu çalarlar ve kesip yerler. Akşam olup, da köye döndüklerinde Mehmet Dede’ye rastlarlar. Gençlerin yanında olmamasına rağmen gönül gözüyle olayı gören Mehmet Dede şöyle der. “Onurunuzu kaybetmişsiniz. Nerede düşürdünüz?” . Gençler hatalarını anlarlar.  Yine bir gün sabaha kadar zikir yaptığı sırada “vatan yanıyor, vatan yanıyor. Menderes askerlerimi Kore’ye yollama” demiş. Köylüler Menderes ve Kore adlarını ilk defa duymaktadırlar. Bu yüzden bir anlam veremezler. Gerçek sonra anlaşılır. Şehre inenler gerçeği anlıyorlar. Yıl 1950’ dir. Menderes başbakandır ve Kore’ye Türk askerlerini göndermiştir. Bir çok kerametleri olan Mehmet Dede’nin ölüm hali de ayrı bir keramettir. Mehmet Dede hasta ve yatakta yatmaktadır. Birden yataktan fırlar ve odanın ortasında döner. “Çarkıfelek ettim gidiyorum” der ve tekrar yatağına uzanır. Elini ağzına götüren Mehmet Dede bir şey çıkararak yastığın altına koyar ve yorganı başına çeker. Orada bulunanlar onun öldüğünü anlarlar. Köylüler cenaze masraflarını aralarında toplayarak Mehmet Dede’yi defnederler. Odasını toplamaya gittiklerinde yastığın altında yetmiş kuruş bulurlar. Bu para cenaze defnedilirken harcanan para kadardır. Mehmet Dede’ nin ölümünden 24 - 25 sene sonra mezarının onarımı gerekmiş. Bu amaçla mezarını açanlar merak ettiklerinden tabutu da açarlar. Gördükleri manzara şudur: Kefen ilk günkü gibi temiz ve bembayaz durmaktadır. Tahtalar bile yeni kesilmiş gibi temiz durmaktadır.

O gece mezarı açanlardan her birinin hayvanlarından biri sebepsiz yere ölür. Gül Mustafa Dede gece uyanır ve bu durumu şöyle değerlendirir: “Cana vermedi mala verdi”.

Kaynak : MUSTAFA ERDEM (Gül Mustafa Dede)

MUSTAFA DEDE

Emirlerden Mustafa Dede 1969 yılında ölmüştür. Birçok kerametleri olan Mustafa Dede’ nin son kerameti ölüm zamanını bilmesi ve yakınlarına söylemesidir. Bu olay şöyle olmuştur : Mustafa Dede kanser hastasıdır. Bir gün kızı Beyaz Yıldız’ a şöyle der. Bugün Tanrı misafirin çok. Babam, annem, amcam gelecekler günümü belirleyeceğiz der. Dedenin bahsettiği bu insanlar hayatta olmayan daha önce ölmüş kişilerdir. Bunu bilen kızı endişelenir. Dede, Almanya’da çalışan oğlunu (Arif Bektaş) kastederek Arif ne zaman gidiyor diye sorar. Kızı 10 gün sonra gidiyor der. Bunun üzerine dede, “o güne tamamladık” der. Birkaç gün sonra kızı dedenin temizliğini yapmaktadır. Yüzü yıkanırken “yaklaştılar” der ve kısa bir süre sonra ceketinin önünü toplayarak selam verir. O anda ahırdaki hayvanlarda da bir gariplik olur. Koyunlar, kuzular meleşirler. Dede karşısında olan ve sadece kendisine görünen amcasına der ki ;“yedi gün sonra senin yanına geliyorum.” Sonra da kızına döner ve dedenler geldi yedi gün sonra gidiyorum der. Yanında bulunan İbrahim Çürük’e vasiyetini açıklar. Kendisini yıkayacak kişiyi söyler ve ondan başka kimsenin yıkamamasını ister. Kendisine ait kara ineğin kesilmesini ister. Çoluk çocuğunu İbrahim Çürük’e emanet eder. Cenazesi kaldırılırken mezarlığa kadar sazların çalmasını cem yapılmasını ister. Cenazenin kaldırılacağı gün kar yağdığından sazın telleri ıslanır. Bu nedenle dışarıda saz çalınamaz ama evinde cem yapılır ve öyle defnedilir. Ördekhacı köyünde EMİRLER ve NADAROĞULLARI olmak üzere iki dede sülalesi olduğundan doğal olarak insanların bir kısmı EMİRLER’ in önderliğinde cem yaparken, bir kısmı da NADAROĞULLARI’nın önderliğinde cem yapmaktadır. Erzincan’ dan gelen CABBAR DEDE ve MAHMUT DEDE bu ayrılığın olmaması gerektiğini ve cemaatlerin birleşmesi gerektiğini MUSTAFA DEDE’ ye söylerler. Mustafa Dede üzerine düşeni yapar ve cemaatlerin birleşmesinde öncü olur. O tarihten sonra bir daha ayrılık olmaz, bütün köy hep beraber toplanarak cem yaparlar.

Sünniler tarafından da sevilip sayılan bir kişi olan Mustafa Dede, vasiyetler üzerine özellikle Bayburt'ta bir çok kişinin cenazesini kaldırmıştır. Osmanlıca'yı (Eski Türkçe) okuyup yazabilen Mustafa Dede, yapımına 1934 yılında başlanan Tercan (Erzincan) -  Aşkale (Erzurum) arasında ki tren hattının yapımında görev alarak, tren raylarına taşların döşenmesi işini yapmıştır.

 

EMİRLER SÜLALESİNİN SOY AĞACI

 

NADAROĞLU SÜLALESİNİN SOY AĞACI

 

 

 
Ördekhacı Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği Resmi Web Sitesi 2006-2007